HBO, 10 Haziran 1989’da Hikâyeler Kriptadan adlı korku antoloji TV dizisini izleyiciyle buluşturdu. Bu dizi, William Gaines’in 1950’lerEC Comics’ine dayanan gerilim dolu öykülerle adeta izleyiciye bir kabus akışkanı sunuyordu. Dönemin televizyon dünyasında yapısal olarak alışılmadık bir şekilde, her bölüm ufukta yeni bir ürperti demetiyle geliyordu; ve düşlerin sınırlarını zorlayan sahneler, izleyenleri kendi gerçekliklerinden koparıp başka bir boyuta taşıyordu. Bir dizi olarak bu benzersiz dokunuş, sadece korku tutkunlarını değil, anlatı sanatını sevenleri de kendine çekti. Kolayca unutulmaz olan, Kriptakarşılı olan John Kassir tarafından canlandırılan ürkütücü animasyon ceset kuklasıydı; giriş ve çıkış sahnelerinde seyirciyi gergin bir bekleyişe sürükleyen bu figür, dizinin anamneti haline gelmişti. Girişteki alaycı espri ve kelime oyunlarıyla karşılayan bu karakter, her bölümde farklı bir korkunun simgesine dönüştü ve izleyicilere kendi korkularını hatırlatmayı başardı. Bu unsur, antolojileri sevenler için özellikle büyüleyiciydi; her hikâye, kendi içinde bağımsız bir evren, kendi ritmini ve karanlık mizahını taşıyordu.
İlginç bir nokta olarak, dizi sadece tek bir kanalla sınırlı kalmadı. İlerleyen yıllarda, Hikâyeler Kriptadan‘ın başarısından beslenen yan yapımlar ve ekstra projeler ortaya çıktı. Bunlar arasında, alışılmadık bir şekilde cumartesi sabahı çocuklar için çizgi film formatında bir deneyim de yer aldı. Bu yan yapım, orijinal serinin karanlık tonunu, genç bir izleyici kitlesi için güvenli ve eğlenceli bir çerçeveye taşıma amacı güttü; fakat bazı bölümler, karanlık temaların üzerinde nasıl dengelenmesi gerektiğine dair tartışmaları da beraberinde getirdi. Özellikle Bilimlerin Sapkınlıkları adlı proje, Hikâyeler Kriptadan’ın sekiz bölümlük hikâye evreninden çıkıp yeni bir yönelişe kapı araladı. Yayınlandığı dönemde 7 sezonluk bir serinin ardından gelen bu yan yapım, bilimkurgunun etik sınırları ve korku türünün sınırlarını keşfetme arzusuyla öne çıktı. Ancak ana diziyle kıyaslandığında, Bilimlerin Sapkınlıkları yalnızca bir sezon sürdü ve bu kısa serüvene karşın hayranlarda derin bir merak ve “devamı neden gelmedi?” sorusunu bıraktı. Eleştirmenler, bu projeyi yenilikçi bir deneme olarak değerlendirirken, izleyiciler ise
dünyanın dört bir yanından gelen korku öykülerinin birleşimini görmek istediklerini ifade ettiler. Sonuç olarak, Kriptadan evreni genişleyen bir ekosistem haline gelmişti ve bu ekosistem, farklı jenerasyonlardan izleyicileri ortak bir duyguda buluşturmayı başarmıştı.
