Bir süre konuşulan ve “Daha neler!” dedirten söylentilerin çoğu, Reddit ve 4chan gibi sitelerde dolaşan sızıntılarla besleniyor olabilir. Ancak geçmişte bazı iddiaların gerçeğe dönüşmesi, bu tür hikayelerin tamamen boş olmadığını gösterdi. Fragmanda görünen dikkate değer anlar, izleyiciyi derin bir hesaplaşmaya sürüklüyor gibi görünüyor. Film, MCU’nun alışık olduğundan daha alternatif bir evren dokusu kuruyor; bu da izleyicide merak uyandıran bir güven ve gerginlik yaratıyor. Fragmanın başlangıcında görünen farklı bir Marvel intro’su, aslında önceki filmlerin öğelerini içinde barındırıyor ve bu birleşimin, tüm hikâyeyi tek bir çerçevede değil, çok katmanlı bir ağda düşündüğünü ima ediyor.

Wanda’nın ve Doctor Strange’in yolculuğu, tek bir düzlemde ilerlemekten çıkıp, çoklu evrenler arası bir denge arayışına dönüşüyor. Strange’in geçmişte yaptığı müdahalelerin sonuçları, Endgame ve No Way Home’un kırılgan gerçekliklerini, bu filmde daha görünür hale getiriyor. Yönetmenin Evil Dead ve Drag Me to Hell gibi şiddetli temaları işlemiş olması, izleyiciye karanlık ve baskın bir atmosfer sunuyor; bu da karakterlerin psikolojik derinliğini daha çarpıcı kılıyor. Strange’in gerçekle yüzleşme anı ise, onu kendi kaderini yeniden yazmaya zorlayan karanlık bir hesaplaşmaya sürüklüyor.
Wanda’nın mekânsal yanılgılarla örülü dünyası, aslında bir illüzyon mu, yoksa gerçekliğin kendine has bir tezahürü mü, bu filmde netleşiyor. Wanda’nın motivasyonu, çocuklarına karşı duyduğu güçlü bağdan besleniyor ve bu, karakterin başka bir dünyanın merkezinde hareket etmesini sağlıyor. Çocuklar konusundaki vurgu ise, Wanda’nın fedakarlık arayışını doruk noktasına taşıyor ve hikâyeyi duygusal bir uçuruma sürüklüyor. Bu, yalnızca bir çatışma değil, aynı zamanda bir baba-kız-anne üçlemesi gibi derin aile dinamiklerini de gündeme getiriyor.
Alternatif Mordo ile karşılaşmak, Strange için yepyeni bir tehdit duyusu yaratıyor. Evrendeki en büyük tehdit, onları öldürmek ve güçlerini emmek isteyen ‘diğer Strange’lerin varlığı olarak sunuluyor. Bu durum, What If serisinden farklı bir versiyonun da devreye girmesiyle zenginleşiyor: Defender Strange, kendi dünyasında Avengers benzeri bir yapıyı kurmuş ve Snap sonrası yarısını kaybetmiş bir ekip kurmuş durumda. Bu karakter, orijinal Avengers’a ilham veren bir ekibi yeniden canlandırırken, izleyiciyi evrenler arası bir “yeniden inşa” fikrine çekiyor. Defender Strange’in gelişi ve burada Wanda ile olan etkileşimi, Karşılıklı güvenin kırıldığı ve yeniden kurulduğu bir gerilim sahnesine dönüştürülüyor.
Wanda’nın Evrende İhanet ve Savaş teması, sadece düşman olan karanlık güçlerle değil, kendi içindeki çatışmalarla da savaş gerektiriyor. Wanda ile Strange arasında yaşanan çatışmalar, birbirlerini anlamak için uğraşırken daha büyük bir çatışmaya sürükleniyor. Zaman çizelgelerinin bozulduğu ve Thanos’un kazanmasının akabinde ortaya çıkan sonuçlar, izleyiciyi korkutucu bir gelecek vizyonuna taşıyor. Bu arada Fox X-Men evreninin varlığı, mutasyonlar ve kahramanlar arasındaki uçları daha da genişletiyor; çocukları bulmak için verilen mücadele, hem duygusal bir yük hem de evrensel dengelerin sarsılmasına yol açıyor.
Filmde üç Hulk’ın bir araya gelme ihtimali, Marvel hayranlarının yıllardır beklediği bir sürpriz olabilir. Edward Norton’dan gelen first-move sürprizleri, yeniden birleşmenin sinyallerini veriyor; fakat bu, her zaman sahnede somut bir karşılığa dönüşmeyebilir. Tom Cruise’un alt tonlarda Steve Jobs gibi bir cameo yerine Tony Stark’a benzer bir zırhla görünmesi, eski Stark mirasının yeni bir boyutta devamını ima ediyor. Ayrıca Ben Affleck’in Daredevil’ı, Matt Damon’un MCU’daki kısa cameo’su ile paralel bir sürpriz zinciri oluşturabilir.
Çizgi romanlardan gelen referanslar ve uyarılar, filmin resmi bir açıklamayla örtüşmüş gibi görünmesini sağlasa da, şu an için çoğu unsurun “sızıntı” olarak kalması da muhtemel. No Way Home sonrası Tobey ve Andrew’ın geri gelip gelmeyeceği sorusu gibi, bu filmde de farklı karakterlerin geri dönüşü, hayranların kurgu üzerinde düşünmesini sağlayan bir güç olarak öne çıkıyor. Yeni Fantastic Four’ın Jon Watts’a emanet edilmesi, evrenler arası dengeyi inşa etme sürecinde kilit bir rol oynayabilir.
Sonuç olarak, 3 saatlik bir yolculukta sürpriz karakterler, paralel evrenler ve kahramanlar arasındaki çatışmalarla dolu bir hikâye ile karşı karşıyayız. Film, Wanda ve Strange’in ikili karşılaşmasının ötesinde, MCU’nun evrenler arası dokusunu genişleten bir hikâye sunuyor. Bu süreçte What If ve X-Men evrenlerinin motifleri, sahnelerde kendini göstererek izleyiciyi karşısında düşünmeye sevk ediyor. Bu büyük kapsamlı iddialar ve sızıntılar gerçeğe dönüşebilir ya da sadece bir fan kurgusu olarak kalabilir; ancak her iki durumda da izleyiciye sürükleyici bir deneyim vaat ediyor. İlerleyen zamanlarda resmi açıklamalarla netleşecek bu sürprizler, kim bilir hangi kahramanların hangi dünyalardan geri geleceğini gösterecek.
